Yazıma Martin Booth'un "Haşhaşdan eroine uyuşturucunun 6000 yıllık öyküsü" kitabından bir alıntı ile başlamak istiyorum;
"Tüm dünyada uyuşturucu ticaretinden elde edilen yıllık gelirin yaklaşık 750 milyar dolar olduğu tahmin edilmektedir.
Bu miktarın, bütün polis ve güvenlik örgütlerine ayrılan bütçeden çok daha fazla olması bir yana , yeryüzündeki terörist hareketlerin hepsinin kaynakları bir araya getirildiğinde bile böyle bir rakama ulaşılamaz. Böyle büyük miktarlar, uyuşturucu baronlarına müthiş bir ekonomik ve politik güç kazandırdığı gibi, tüm dünyada insanı dehşete düşürecek boyutlarda örgütlü suç faaliyetlerine de finansman sağlamaktadır.
Yine de, her yıl milyonlarca bağımlının yaşamını mahveden uyuşturucu ticaretindeki artışın, bütün insan toplumlarının karşılaştığı tehditlerin en büyüğü olduğunu söylemek fazla abartılı görünebilir. Olasılıkla insanın kullandığı ilk tıbbi maddenin, yani afyonun mirası olan eroin bağımlılığı, çözümsüz insanlık sorunlarının hazin kataloğunda, yoksulluk, ırkçılık ve savaşla yan yana yer alacaktır.
İlk ateşin yakılmasından atomun parçalanmasına kadar, insanlığın gerçekleştirdiği her buluşun bir iyi bir de kötü yanı olmuştur. Afyon da bunlardan farklı değildir. Acıyı dindirebilir ve Thomas Sydenham’ın bundan 300 yıl önce söylediği gibi, o olmadan çalışabilecek kadar taşkalpli çok az hekim vardır. Milyonlarca hayat kurtarmıştır afyon, ama milyonlarca can da almış, koca kültürleri köleleştirmiştir. İnsanın sonunu getirecek şeyin o olup olmadığını ise göreceğiz."
Kitaptan uyuşturucu hakkında ayrıntılı ve şaşırtıcı bilgilere ulaşabilirsiniz. Türkiye'nin Ortadoğu'dan Batı'ya uyuşturucu sevkiyatında nasıl bir transit geçiş ülkesi olduğu gibi.. Ancak bu pazarda dönen paranın büyüklüğü farklı oyunların dönmesine sebep olmuştur. Başarılı oldukları en önemli nokta ise cezaları farklı olsada esrarı, eroin, kokain gibi maddelerle uyuşturucu başlığı altına almak olmuştur.
Uyuşturucu mafyasının elinde dönen bu bir ülke ekonomisi büyüklüğündeki pasta, onlara büyük bir yaptırım gücü
sağlamıştır. İyi eğitimli hukukçular, uyuşturucunun ülkeler arası sevkiyatında bağlantıları yapan nüfuz sahibi işbitiriciler bu pastadan paylarına düşeni almaktadır.
Esrar kullanmaktan yakalanmış biri hukuk önünde ve herhangi bir polis sorgulamasında "uyuşturu kullanıcısı" olarak değerlendirilir. Halbuki esrar ve eroin arasındaki fark inanılmaz derecede büyüktür. Ancak bu işlerden uzak kişileri uyuşturucu adıyla etkileyip, çeşitli oyunların dönmesine olanak sağlanmıştır.
Bugün polis esrarın satıldığı mahalleleri ayrıntısına kadar bilmektedir ve belli aralıklarla baskınlar yapmaktadır. Ancak medyadan gördüğümüz "uyuşturucu operasyonu" olarak nitelendirilen baskınlara baktığımızda yakalanan esrar ve haptan başka birşey değildir. Bununla birlikte asıl oyuncu olan eroin ve kokain bu perdelemeyle rahat bir hareket alanı sağlamaktadır.
Bir milletvekilimiz esrar satılan bu mahallelerden birine giderek ne kadar kolay esrar alınabileceğini gösteriyor. Fakat kimse asıl zararlıyı, milyar dolarların döndüğü eroin pazarını irdeleyip o yönde araştırma yapmıyor. Çünkü sonuçta esrar da olsa uyuşturucu baskınları yapılmakta ve önemli miktarda esrar yani uyuşturucu! ele geçirilmektedir.
Esrar, 750 milyar dolarlık pazarın kamufle edilmesinde kullanılan maddelerden biridir. Ne kadar acıdır ki, medya dahi bu olaya uyanamamıştır. Yapılan her esrar baskınını "uyuşturucu operasyonu" diye manşete taşımakla aslında uyuşturucu baronlarının ekmeğine yağ sürülmektedir.
Esrar kullanan kişi "uyuşturucu kullanıcısı", esrar yakalanan baskınlar "uyuşturucu operasyonu" diğer tarafta saman altından yürüyüp giden nehirler..
Servet KADIOĞLU
15.04.2007