renk:
boyut: 60% 70% 80% 90%

Hayata Dair

Tarlabaşı'nda Yaşamak

Aman dikkatli ol, bak orası tekin bir yer değil; dur ben de seninle geleyim en iyisi.

İşte dünyanın en güzel şehirlerinden birinde yaşamanın ne kadar zor olduğunu ispatlayan iki cümle. Metropolde yaşıyoruz, burada her çeşit insan var, tabi ki her yerde olduğu gibi burada da elimizi kolumuzu sallaya sallaya dolaşamayacağımız yerler var diye düşünebilirsiniz.

Sihirli mantar

Yani, sen orda ne olduğunu hiç bilmediğin sürece, ordan haberdar olmadığın sürece, senin gerçekliğinde orası yoktur.

Sonsuz kendi sınırımızdır. Zorlamak gerek O anları yaşamak için.

Duman harikalar diyarında!..

Çok fazla edebi yönüm yoktur benim. Bütün içtenliğimle kendi dünyamı yazıyorum.

insanı sürekli deşmeye çalışan şeyler var hayatta,fiziksel ve ruhani olarak. Ölmek değil sorun. Beraberinde getirdiği bütün bokluklar tabii ki.
İnsanların şefkatte ve anlayışta hiçbir zaman aşırıya kaçmayacaklarını anlamak zorundayım.
İstediğim gibi olmalarını beklemeye hakkım yok. Bir bitki uçamaz veya ne bilim balık şarkı söyleyemez. Onlardanda bunları yapmalarını bekleyemeyiz. İnsan yüzyıllardan beri süregeldiği gibi aşağılık bir biçimde davranmaya devam edecek.

Bir şey keşfettim!!

Hava temiz bugün dışarda. Emin değlim. Daha sonra bazı sorunlar yaratabilir bu. Çok fazla bilgi sahibi değilim. Zaten küçük bir beynim var ve bunun içine ıvır zıvır bir çok şey doldurmak istemiyorum. Bu yüzden çoğu zaman entellektüel geçinen insanların o küçük beyinlerine neden bu kadar aşırı yüklendiklerini anlamakta güçlük çekiyorum.
''Sen yeterince bilgi sahibimisin'' diye soranlar olmuştur zaman zaman. Basitlikten yanayım ben. Anlaşılır bir dil kullanırım. Zaten yaşamanın zorlaştığı bir zamanda yaşıyoruz. Bu yüzden basit ve yorucu olmayan işleri seviyorum.

Küfürbazım ve takıntılıyım

Hiçbir zaman giyime meraklı biri olmadım. Tşörtlerimin hepsi küçülmüş, solmuş en az 5-6 senelik eski püskü şeyler. Pantolonlarımda farklı sayılmaz. Oldum olası giyim mağzalarına girmekten nefret etmişimdir, çalışanların kibrinden, ukala tavırlarından, bende olmayan kendilerine aşırı güvenlerinden, kısacası her şeylerinden nefret ederim. Ayakkabılarımda hep eski püskü, çünkü ayakkabı mağzalarından da hoşlanmam. Giydiklerim tümüyle ıskartaya çıkmadan kendime yeni bir şey almam.

Kuyruk Fobisi

Son günlerde kuyruk fobisi başladı bende. Dayanılır gibi değil. Türkiye ve muhtemelen başka yerlerde de kuyruğa girmenin kaçınılmaz olduğunun farkındayım. Her yerde giriyoruz kuyruğa.
otobüs durağı: kuyruk. sinema: kuyruk. market: kuyruk. lokanta: kuyruk. nefret ediyorum kuyruklardan.
Kuyruksuz yaşayabilmenin bir yolu olmalıydı. Kuyrukların beni öldürmekte olduklarının farkındayım. Ben onları kabullenemiyordum, ama herkes kabulleniyordu. Hiç acı çekmeden kuyruğa girebiliyorlardı. Hatta hoşlanıyorlardı kuyruğa girmekten.

İstanbul'un Kayıp Şehri

Orhan Baba`nın esrar içme izni

orhan.png

Yetmişli yıllar... Benzin karneyle. Sigara, margarin tezgah altında. Yokluk bir yandan, sağ-sol çatışması bir yandan. Kötünün kötüsü bir dönem.

O günlerde kulaktan kulağa bir söylenti yayılıyor. Ki artık böyle hikayelere `şehir efsanesi` diyoruz.

İçerik yayınları