Geçtiğimiz sene Apple ve 37signals Internet Explorer 6 kullanıcıları için artık destek vermeyeceklerini açıklamışlardı.
Google da bu furyaya katılan büyük firmalar arasında yerini aldı. Bundan sonra Gmail'e IE6 ile girdiğinizde tamamen dışlanmayacaksınız ancak Gmail'i daha hızlı kullanmak ister misiniz türünde bir mesaj ile karşılaşacaksınız. Önerilen tarayıcılar içinde Chrome, Safari, IE7 ve Firefox 3 bulunuyor.
Gmail ekibi en son Eylül 2008 başında kodlarını tazeleyerek IE6 desteği sağlamışlardı. Bu destek öncesinde renkli etiketler, Gmail labs uygulamaları ve AIM entegrasyonu gibi birçok özellik IE6 üzerinde çalışamıyordu.
Gmail'in bu hamlesiyle kolayca anlayabiliriz ki yakın zamanda bir toplu güncelleme ve yeni özellikler serisi de bizlerle olacak.
IE6 gibi eski nesil tarayıcılar kullanmak sadece CSS/HTML uyumsuzluğuyla kalmıyor. Bunun yanında JavaScript uyumsuzlukları, sayfaların olabileceğinden geç yorumlanması gibi dertler de kullanıcıya belki de farkında olmadan vasat bir Internet deneyimi yaşatıyor.
SiberKültür de bir süredir IE6 ile giren kullanıcılarını bir mesaj ile karşılıyor.
Gün geçiyor, web büyüyor, henüz bilgiyi düzgün yorumlayamadığımız içinse bu bilgi deryasında kaybolmak çok kolay olabiliyor. Kendimden örnek vereyim, Google'da birkaç sene öncesinde yaptığım aramalarla, şu zamanlarda yaptığım aramalar arasında büyük farklar var. Her şeyden önce arama sonuçları eskiden on geliyorsa şimdi bin geliyor.
Google algoritmasıyla bizim aradığımız şeyi anlamaya çalışıp, bize en isteyebileceğimiz sonuçları getirmeye çalışıyor. Evet sadece çalışıyor. Bazen farkına varıyorsunuz ki bu arama sonuçlarında boğuluyorsunuz.
Tüm bunları aşmanın yolu Google'ı daha iyi kullanmaktan geçiyor. Bunun için en iyi yollardan ikisi ise tırnak kullanmak ve sadece başlıklarda aramak.
Google'da arama yaparken tırnak işaretlerini kullanmak (tabi ki de iki veya daha fazla kelimede) sadece o kelime grubunun tamamının yan yana geçtiği sonuçları getirecektir. Böylece genel sayılabilecek kullanımları tamamen aşmış olacaksınız. Örneğin, siber kültür (485.000 sonuç) diye aramak yerine "siber kültür" (80.500 sonuç) diye aramak.
Tırnak metodunu eminim çoğumuz biliyoruz. Ancak bilmediğimiz veya benim gibi unuttuğumuz bir metod daha var. Bu da sadece başlıklarda arama yapmak. Bir web sayfasının veya dökümanın en özet kısmı başlığıdır. Tek kelime veya kısa bir cümle ile tüm yazı özetlenmeye çalışılır. Google bize sadece başlıklarda arama imkanı veriyor. intitle:kelime şeklinde kullanabileceğiniz metod yüz binlerce sayfayı eleyip size yüzlerce sayfa sunacak. Ve büyük ihtimalle aradığınız şeyi çok daha çabuk bulabileceksiniz. Örneğin, "siber kültür" (80.500 sonuç), inline:"siber kültür" (107 sonuç).
Eğer daha fazla Google özelliği öğrenmek ve bir Google arama mühendisi olmak istiyorsanız 2007 yılında yazılmış Google Mühendisliği makalesine göz atabilirsiniz.
Gün geçiyor, web büyüyor, henüz bilgiyi düzgün yorumlayamadığımız içinse bu bilgi deryasında kaybolmak çok kolay olabiliyor. Kendimden örnek vereyim, Google'da birkaç sene öncesinde yaptığım aramalarla, şu zamanlarda yaptığım aramalar arasında büyük farklar var. Her şeyden önce arama sonuçları eskiden on geliyorsa şimdi bin geliyor.
Google algoritmasıyla bizim aradığımız şeyi anlamaya çalışıp, bize en isteyebileceğimiz sonuçları getirmeye çalışıyor. Evet sadece çalışıyor. Bazen farkına varıyorsunuz ki bu arama sonuçlarında boğuluyorsunuz.
Tüm bunları aşmanın yolu Google'ı daha iyi kullanmaktan geçiyor. Bunun için en iyi yollardan ikisi ise tırnak kullanmak ve sadece başlıklarda aramak.
Google'da arama yaparken tırnak işaretlerini kullanmak (tabi ki de iki veya daha fazla kelimede) sadece o kelime grubunun tamamının yan yana geçtiği sonuçları getirecektir. Böylece genel sayılabilecek kullanımları tamamen aşmış olacaksınız. Örneğin, siber kültür (485.000 sonuç) diye aramak yerine "siber kültür" (80.500 sonuç) diye aramak.
Tırnak metodunu eminim çoğumuz biliyoruz. Ancak bilmediğimiz veya benim gibi unuttuğumuz bir metod daha var. Bu da sadece başlıklarda arama yapmak. Bir web sayfasının veya dökümanın en özet kısmı başlığıdır. Tek kelime veya kısa bir cümle ile tüm yazı özetlenmeye çalışılır. Google bize sadece başlıklarda arama imkanı veriyor. intitle:kelime şeklinde kullanabileceğiniz metod yüz binlerce sayfayı eleyip size yüzlerce sayfa sunacak. Ve büyük ihtimalle aradığınız şeyi çok daha çabuk bulabileceksiniz. Örneğin, "siber kültür" (80.500 sonuç), inline:"siber kültür" (107 sonuç).
Eğer daha fazla Google özelliği öğrenmek ve bir Google arama mühendisi olmak istiyorsanız 2007 yılında yazılmış Google Mühendisliği makalesine göz atabilirsiniz.
Wikipedia her Internet kullanıcısının elbet rastlayacağı, kullanıcıların katkıda bulunarak büyülttüğü ve şu an dünyanın en büyük kaynaklarından birisi sayılan bir servis. Bildiğiniz üzere Wikipedia üzerinde her hangi bir reklama rastlamanız mümkün değil. Zira Wikipedia, ziyaretçilerine reklamsız, sadece bilgi odaklı bir gezinti keyfi sürdürmeyi amaçlıyor.
Bu nedenle her sene Wikipedia vakfı, Wikipedia'yı ayakta tutmak için ziyaretçilerinden maddi destek talebinde bulunuyor. Bu sene hedeflenen rakam 6 milyon dolardı. 125 bin adet bağışçı toplamda 6.2 milyon dolar bağışlayarak Wikipedia'nın 2009 içinde sıkıntılarını kısmen unutturmak istedi.
2007 yılında toplanan bağış: 2.162 milyon dolar ve 2006 yılında ise 1.040 milyon dolar. Bağış grafiği oldukça başarılı.
Tüm bunlar kendini sevdiren bir servisin ayakta kalmak için kullanıcılarından aldığı desteği gösteriyor. Genellikle bu bağış sistemi yurt dışında oldukça tercih edilen, irili ufaklı web sitelerinde kendini "bana kahve ısmarlayın, bu siteye destek verin" gibi sloganlarla gösteren bir uygulama.
Peki bir SiberKültür okuyucusu olarak siz ne düşünüyorsunuz?
Android benim kesinlikle geleceğinin çok parlak olduğuna inandığım Google'ın mobil işletim sistemi bildiğiniz üzere yakın zaman önce G1 isimli bir telefon modeliyle hayatımıza girdi. G1 çıktığında iPhone kadar büyük bir etki yapacak gibi düşünceler dolaşıyordu etrafta, ancak aslında böyle bir etkiden çok sadece basit bir güç gösterisiydi bu. Zira Android henüz çok genç.
G1 ile gelen Android haliyle bir telefon üzerinde olunca bunun sadece telefonlar için tasarlanmış bir işletim sistemi olduğu düşünülüyor. Ancak gerçekler bundan çok daha öte. Google'ın Android'i açık kaynakçılar tarafından alınıp bir Asus EEE Pc üzerinde çalıştırıldı bile.
Asus EEE Pc bir netbook. Yani notebook ile bir cep telefonu arasında bir cihaz. Notebooklardan daha küçük, el bilgisayarlarından çok daha hızlı, genellikle sadece Internete girmenizi ve küçük işlerinizi halletmenizi sağlayan sistemler.
Şimdi en heyecanlı nokta: VentureBeat için freelance yazan iki kafadar, Android'i bu netbook üzerinde çalıştırmayı başardılar. Android şu an ki haliyle bir PC'den farklı bir işlemcide çalışmak için tasarlandığı için biraz uğraşmışlar ancak sonunda aşağıdaki gibi bir görüntü elde etmişler.
Buna imza atan kişiler, Android'in kodları içerisinde iki kullanım poliçesi bulmuşlar. Birisi bizim zaten bildiğimiz telefon kullanımı için, diğeri ise MID'ler içinmiş. MID ise Mobile Internet Devices'a karşılık geliyor. Yani mobil Internet aygıtları.
Ancak gözümüzden kaçan bir şey var. Google mühendislerinden birisi de daha önce Android'i bir Asus netbook üzerinde çalıştırmış. Bununla ilgili haberlere pek de rastlayamamıştık.
Tüm bunlarla beraber Android'li netbookların 2009 sonu, 2010 başında hayatımızda olması bekleniyor. Google için gerçekten uzun bir süre: Android çok daha kullanışlı bir hale gelecek, Android destekçisi Asus ve Intel gibi firmalar ise bu fırsatı kaçırmayacaklar.
Birileri ortaya şöyle bir fikir atıyor. Twitter bize bir arama özelliği getirsin, bu özelliğe göre arama sonuçlarını çok takip edilen (popüler) insanlara göre limitleyebilelim. Böylece daha doğru sonuçlar elde ederiz, diğer kişilerin sonuçlarıyla zaman kaybetmeyiz.
Robert Scoble dahil birçok onbinlerce takipçisi olan kişi ise bunun ne kadar saçma bir fikir olduğunu söyledi. Eğer Twitter böyle bir özelliği devreye sokarsa artık demokratik bir ortam olmayacağını savundular. Twitter'dan tabi ki de böyle bir özellik gelmiyor. Ancak tartışma boyut kazanarak bu düşünülen özelliğin ne kadar faydalı veya ne kadar yanlış olduğu üzerinde büyüyor.
Tüm bunlar yaşanırken uyanık bir grup yazılımcı Twitority isimli servisi kurdu. Yaklaşık 12 saatlik bir çalışma ardından, tam da yukarıdaki işlevi gerçekleştiren bir servis. Normal Twitter araması yanında, çok veya az takipçisi olan insanlar içinden arama da yapabiliyorsunuz. Servis biraz yavaş ancak böyle uyanık bir davranış onları Techcrunch anasayfasına çıkardı.
Konuya dönersek, fikirlerinizi merak ediyorum. Sizce böyle bir gruplama faydalı olabilir mi? İnsanların daha kesin ve doğru bilgilere ulaşmasını hızlandırabilir mi? Yoksa haksız rekabet gibi bir şeyden öte değil mi?
Koskoca bir seneyi daha geride bırakıyoruz. 2000'lere girerken insanların takvim acemiliğinden yaşadığı 20'li yıllar heyecanı geçti, 2010 olacağınız neredeyse ancak değişen çok şey var. 2009'un hepimize çok güzel şeyler vermesi ve sansürsüz geçmesi dileğiyle işte 2008 yılında tamı tamına 343 yazı arasından sıyrılıp SiberKültür'de popüler olmuş birkaç yazı:
skD Theme: Wordpress temasıSiberKültür'ün ilk teması, ilk Wordpress teması 2008'de SiberKültür'de en çok okunan yazı oldu. sKD wordpress teması, 1.000 kadar yerli yabancı blog tarafından tercih edildi, birçok yeni tema içinde iskelet görevi yaptı. sKD üzerine kurulu temaları görünce böyle bir faydasının olduğunu bilmek beni çok mutlu etti. Ayrıca bu yazı 2008'de en çok yorum alan 2. yazı.
Web'de tipografi: CSSBu yazıda webde daha okunabilir metinler yaratmak için ipuçlarını örnekleriyle beraber paylaşmıştık. İnsanların oldukça işine yaramış olacak ki 2008'in en iyileri arasında yer alıyor.
CSS ile klavye tuşlarıÖzellikle web uygulamalarına örnek teşkil edebilecek, CSS ile imaj kullanmadan nasıl klavye tuşu görünümü elde ederiz bunun örneğini paylaşmıştık. Yazılın ilham kaynağı ise SiberKültür'ü klavye tuşlarıyla yönetebilmenizi sağlayan bu yazı olmuştu.
Google ChromeGoogle Chrome'un çıktığı gün. Eminim sadece bizim için değil, birçok blog için tarihi bir gün olmuştur. Seneler önce Google kendi tarayıcısı yapacak dedikoduları bizi heyecanlandırır, aslı olmadığını görünce üzülürdük. Şimdi gerçekleştiğini görmek çok sevindirici.
Siz Hala spacer.gif mi Kullanıyorsunuz?Internetin ilk zamanlarından kalma spacer.gif alışkanlığını yok etmenin ve yerine kullanılabilecek metodların anlatıldığı bir başka CSS öğretisi yine en popülerler arasında.
Tasarımcılar için SEO RehberiŞu an askerde olan sevgili Volkan Görgülü'nün hazırladığı makalede SEO olabildiğince basit anlatılmış, bir sürü insana ilham kaynağı olmuştu.
Siberkültür Safari'yi seviyorHiçbir çıkarım olmadan, gerçekten beğendiğim bir tarayıcı olan Safari'de varolan Webkit motorunun getirisi olan bir CSS kodunun bu eğlenceli örneği en çok okunan yazılar arasında bulunuyor.
SiberKültür Topluluğu geri dönüyor, elleri boş değil!SiberKültür Topluluğu'nun yeniden açıldığı gün oldukça ilgi görmüştü. Bir de teşekkür olarak minik bir hediyemiz vardı bugün. Ayrıca bu yazı 2008'de en çok yorum alan 1. yazı.
Sosyalleşmek isteyeceğiniz 28 web ünlüsüTürk webinde başarılı 28 kişi ve hepsinin sosyal ağlardaki profilleri. Takip etmek isteyeceğiniz türden.
Minik ipucu: CSS ile çift kenarlıkBir CSS öğretisi daha en çok okunanlar arasında. Bu yazıda bir imaja veya elemente CSS kullanarak nasıl stilli çift kenarlık verebileceğimizi görmüştük.
Tüm zamanların en iyi ikisi Yahoo.com.tr Mail Türkçe2005 yılında sevgili Kayıhan Turgutoğlu tarafından yazılan haber bugüne kadar SiberKültür üzerinde en çok okunan yazı. Nedenini tahmin etmek zor değil gerçekten :)
Microsoft Silverlight: Herşey yeniden mi başlıyor?Türkiye'deki ilk kapsamlı Silverlight tanıtımlarından biri olan bu yazı umarım çoğumuza faydalı olmuş, Silverlight deneyimini yaşamasını sağlamıştır.
Bonus yazılarTürkiye'nin pek sevimli ve kaliteli içeriğini kendi üreten video sitesi, daha doğrusu Internet televizyonu Televidyon'un yaratıcısı MYK ilk satın alımını gerçekleştirdi.
Benim henüz yeni yeni keşfettiğim, aslında bir kitlesi oluşmuş bir site olan (4 yaşında) Alkışlarla Yaşıyorum satın alımın diğer kahramanı. Kendileri ismini Zeki Müren'in şarkısından almışlar. Bunca zamandır kıyıda köşede kalan, birçoğumuzun bildiği ancak unuttuğu nostaljik içeriği toparlıyorlar ve hatırı sayılır bir arşivleri oluşmuş. Alkışlarla Yaşıyorum, hedef kitlesine saatlerce zaman geçirtebilecek bir potansiyele sahip.
Bu potansiyeli gören M. Serdar Kuzuloğlu kendi blogunda daha detaylı açıkladığı gibi, Alkışlarla Yaşıyorum'u MYK bünyesine katmış. Satın alma kapsamında, Alkışlarla Yaşıyorum artık yeni bir logoya ve tasarıma kavuşacakmış (yerinde karar). Mart 2009 gibi ise yeni haliyle karşımıza çıkması planlanıyormuş. İçerik kısmı ise MYK'da değil, Alkışlarla Yaşıyorum'dan Fatih Aker ve ekibinde olacakmış.
Açıkcası Televidyon'u proje olarak çok beğeniyorum. İşini hakkıyla yapıp, kaliteyi ortaya çıkarabilen ender projelerden. Hele Televidyon video girişlerini hangi marifetli eller hazırlıyorsa çok beğendiğimi de söylemeliyim. Alkışlarla Yaşıyorum ise MYK elinde eminim ki tadından yenmeyecek leziz bir projeye dönüşecek. Merakla bekliyoruz.
Gmail'in Labs'i olur da Google Talk'ın olmaz mı? Ancak beklediğimden çok daha negatif bir halde Google Talk Labs Edition (GTLE).
GTLE, Flash arayüz ile gelen, Google Talk'tan artılarından çok eksisi bulunan bir uygulama. Ancak belki zaman içerisinde kendini geliştirerek Gmail Labs kadar sevdirebilir kendini. Eksilerinden başlayalım, GTLE üzerinde dosya paylaşımı ve sesli görüşme mevcut değil. Henüz çok beta olduğu içinse kopyalama yapıştırma gibi özelliklerde buglar oluşabiliyor.
Artı olarak, GTLE ile çoklu konuşma yapabiliyorsunuz. Yani birkaç arkadaşınızla aynı anda konuşmak gibi. Arayüz olarak ise benim daha çok hoşuma gitti. Bir diğer güzellik ise her yeni chat penceresi farklı pencere olarak açılmıyor, GTLE içinde geliyor. Bir de Gmail üzerinde kullandığımız smileyler de GTLE'de mevcut. Ayrıca GTLE eposta, Orkut ve Google Takvim'deki yeni olaylardan sizi haberdar ediyor.
Fazla söze gerek yok, ben kurdum deniyorum. Tek arayacağım özelliği dosya transferi olacak sanırım.
Ne kadar doğru bilmiyorum ancak etrafta dolaşan, yapanın kim olduğunun belli olmadığı ve mantıklı bir hikaye bu.
Öncelikle Mozilla'nın nasıl para kazandığıyla başlayalım. Bildiğimiz üzere Google, Mozilla'yı destekleyerek Firefox'un yayılmasında önemli bir rol oynadı. Firefox'tan beklediği tek şey ise geri destek sağlamasıydı. Firefox'da gelen varsayılan arama motoru Google ve bu arama kutusundan yapılan her arama Firefox imzasıyla gidiyor.
Bu arama sonuçlarında eğer reklamlara tıklarsanız Firefox üzerinden eriştiğiniz için Mozilla reklam gelirinden bir pay alıyor. 2006 yılında Mozilla'nın toplam gelirim $66.8 milyon deniyor. Bunun yüzde 85'i se Google'dan geliyor: $57 milyon.
Hikayenin bilinmeyen akıllı kahramanı acaba bunu kendi lehime nasıl kullanırım diye düşünüyor ve olay burada kopuyor. Kişi, OpenSearch teknolojisini kullanan Firefox'un arama kutusuna kendi özel Google'ını eklemek için kolları sıvıyor.
Normalde bunu yapmak biraz uğraştırıcıymış. Arama sonuçları için Adsense programına kayıt olup, direk kodunuzu kullanamıyormuşsunuz. Çünkü size hazırlanan sayfa 3 farklı katmandan geçerek en sonuncuda ancak Firefox'un sayfası gibi bir sayfaya gidiyormuş. Çok teknik detaya girmeden elemanın bunu bir şekilde çözdüğünü söylemek istiyorum. Sonuçta kafaya taktınızmı yapılamayacak şeylerin sayısı kısıtlı.
Eleman artık OpenSearch sayesinde kendi özel Google sayfasını kendi tarayıcısına ekleyebilmiş. Geriye kalan bunu nasıl dağıtacağı, kişilerin nasıl kullanımına sunacağı. Tabi öncesinde bunu bir denemesi ve çalışıp çalışmadığını görmesi gerekiyor. Bunun için bulunduğu bölgedeki kütüphaneye gidiyor ve 100 kadar bilgisayarla uğraşarak hepsine kendi özel Google'ını kuruyor. Sonrasında AdSense hesabına baktığında gördüğü şey $4.47. Yani sistem işliyor.
Şimdi geriye kalan bunu nasıl yayacağı. Elemanın aklında 3 yol var. Virüs hazırlayıp milletin arama sayfasını değiştirmek, okulların DNSlerini hackleyip herkesi kendi sayfasından arama yapmaya zorlamak veya gelirlerin paylaşılabileceği bir paylaşım sistemi kurup (Pilli gibi) insanları teşvik etmek. İlk ikisi hakkında bilgili olmadığı için 3. yolu seçiyor.
Bu şekilde ilerlemek için kolları sıvayacak, ancak öncesinde AdSense hesabının nasıl şiştiğini kontrol ediyor. İlk hedefi ise $100'a ulaşmak. Gelecek ilk çekten sonra nasıl zengin olacağının hayallerini kuruyor.
Birkaç gün içinde ise beklediği gibi $100'a ulaşıyor. 100 kadar bilgisayardan, günlük ortalama $12 getiri oluyor. Bu şekilde 1000 bilgisayara ulaşsa, hesabına göre senelik $40.000 hiçbir şey yapmadan kazanacak.
$100'a ulaştıktan sonra Google'dan bir eposta geliyor. Tahmin edeceğiniz üzere hesabı bloke edilmiş. Gerekçe olarak ise hesabının Google'a ve reklamverenlere zararlı olabileceği gösterilmiş.
Tam Türk aklı gibi bir hikaye. Genel olarak da (insanların habersiz onun özel arama sayfasını kullanmasını saymazsak) bence etiğe aykırı bir şey yok. Ancak sonuç ortada.
Sizce durum nasıl değerlendirilmeli?
Kullanışlılığın, kullanıcı deneyiminin ne kadar önemli olduğu SiberKültür üzerinde de sıklıkla üzerinde durulan bir konu. Daha önce SiberKültür'de konuk yazar olarak yer alan ve Dünya Kullanılabilirlik Günü hakkında izlenimlerini makalesinde bizlerle paylaşan Mustafa Dalcı'nın yeni girişiminden bahsetmek istiyorum.
Mustafa, UserSpots ismiyle kurduğu firmada Türkiye'de kullanıcı dostu arayüzler yaratmak için deneyimlerini paylaşıyor, arayüzlerinize Kullanılabilirlik Testi uygulayarak size detaylı raporlar sunuyor.
Kullanılabilirlik Testi ile hedef kitlenize uygun bir kullanıcı topluluğu canlı olarak web sitenizi geziyor ve kullanıyor. Bu kullanıcıların her davranışı UserSpots tarafından raporlanıyor ve sizlere analiz olarak sunuluyor. Özellikle kendi içinde kullanılabilirlik departmanı olmayan ajansların veya kendi web sitelerini değerlendirmek isteyen firmaların hizmet alabileceği nacizane bir servis. Aşağıda ilgili bir video sunumunu izleyebilirsiniz:
Userspots Kullanılabilirlik Testi from stormrider121 on Vimeo.
Mustafa bunun dışında sıklıkla UserSpots blogunda kullanılabilirlik üzerine deneyim, fikir ve ispatlanmış yöntemleri paylaşıyor. Bloguna blog.userspots.com adresinden ulaşabilirsiniz. Eğer böyle bir hizmeti almak istemiyorsanız bile en azından bu blogu takip etmenizi tavsiye ederim zira verdiği bilgiler gerçekten değerli.
Sanırım Türk Internetine yatırım yapan sektörleri listelesek en ön sıraları nakliyat firmaları alır. Eğer ev taşımak gibi bir niyetiniz olduysa yakın zamanda, ne dediğimi kesinlikle anlayacaksınız. 2 sene içerisinde 2 kere ev taşımış birisi olarak söyleyebilirim ki, Google ve arama motoru optimizasyonu nakliyat firmalarının ezberlediği, iyi yatırımlar yaptığı iki şey.
Hal böyle olunca, sektörde bu kişileri düzgün yönlendirmeyen veya sadece maddi kazanç peşinde olan kişiler de bu ihtiyaca düzgün karşılık veremeyince Internetin nakliyat kısmı bir çöplük oldu gidiyor.
Kuntay Alkın, SiberKültür benim için yazsın aracılığıyla yeni girişimlerini benimle paylaştı. Nakliyat 2.0 olarak bile adlandırılabilir, çünkü benim gözlemlediğim kadarıyla böyle temiz bir arayüz ile işe yarar özelliklerin karşılaştırıldığı bir servis yoktu.
Nakliyat Platformu, nakliyat firmaları ve nakliyat ihtiyacı duyan müşterileri tek bir platform altında buluşturmayı amaçlıyor. Basitçe, bir müşteri olarak siz gelip taşıma ihtiyacınız için teklif istiyorsunuz ve platform bunu nakliyat firmalarıyla paylaşıyor. Ancak bu işlem sırasında sizin hiç bir kişisel bilginiz site üzerinden paylaşılmıyor. Size ise sadece gelen teklifleri değerlendirmek kalıyor. Oldukça basit ve etkili bir işleyiş.
Google nakliyat arama sonuçlarında karşınıza çıkan firmaların neredeyse yarısından fazlası klon firma veya aslında varolmayan firmalardır. Bizzat deneyimledim. Nakliyat Platformu ise bu tür firmalarla karşılaşmayacağınız garantisini veriyor.
Beyazıt Öztürk'ün de ortaklığının bulunduğu video paylaşım sitesi PiknikTube bir süre sonra kapatılacak. Hatta şu sıralar da artık siteye yeni video eklenemiyor, çünkü neredeyse tüm PiknikTube kadrosu kriz nedeniyle işten çıkartıldı.
Hem video sitesinin yarattığı masrafların göz önünde bulundurulması hem de PiknikTube'un yaşadığı reklam alma sorunları yani kriz temelde PiknikTube'un kapatılma nedeni.
Kollektif'in yönettiği PiknikTube'da, editör kadrosu dahil 6 veya 7 kişi işten çıkartıldı. Şu an bakımda ibaresi bulunan site birkaç gün sonra tamamen kapatılacak. PiknikTube şu an gelişimini de durdurdu; artık yeni kullanıcı içeriği eklenemiyor.
Aldığım duyumlara göre, PiknikTube varolan tasarımını değiştirmek üzere büyük oranda tamamlanan bir yenileme çalışmasına da gitmiş. Ancak kapatılma kararı, malum tüm bu işleyişi durduruyor.
Güncelleme: Az önce aldığım bir habere göre, PiknikTube'un yeniden açılma gibi bir durum söz konusuymuş. Gelişmeler oldukça sizleri haberdar edeceğim.1985 yılında Steve Jobs, Apple'dan kovulduktan sonra NeXT isimi bir şirket kurdu. NeXT, haliyle Apple'a rakip olarak gelmişti ve 1990 yılında çıkarılan NeXT Cube isimli bilgisayar ise şu günlerin mini kasalı bilgisayarlarının atasıydı diyebiliriz.
NeXT Cube'ın bir tarihsel özelliği daha var ki şahane. NeXT Cube, world wide web'in yaratıcısı Tim Berners-Lee tarafından da kullanıldı. Tim, bu bilgisayarı kullanarak www'yi keşfetti. Tabi ki webin şimdiki halinden çok uzak, sadece metin sürümlü, basit temeliydi bu.
Steve, NeXT şirketiyle dünyanın ilk kurumsal web uygulamaları frameworkünü de geliştirdi, ismi WebObjects'di. Web Objects halen Mac Os X Server üzerinde kullanılıyor.
Peter Urban isimli bir şahıs ise, NeXT Cube üretildikten tam 18 yıl sonra, eBay üzerinden satılan açılmamış bir kopyasını 400 dolara satın alıyor. Cihaz üretildiği yıllarda 6.500 dolar civarında bir ücretle satılıyordu. Böylesine tarihi bir cihaz için aslında ödenen ücret oldukça az diyebiliriz. Aşağıdaki videoda Peter'ın cihazı ilk açışını ve çalıştırışını izleyebilirsiniz:
NeXT 1996 yılında Apple tarafından 429 milyon dolara satın alındı ve Steve Jobs'un Apple'a dönmesini sağladı.
Google Chrome ilk çıktığında heyecandan ellerimiz titremiş, ne yapacağımızı şaşırmıştık. Bu telaşla ancak birkaç saat sonra farkedebildik Chrome'da RSS adına hiç bir şey olmadığını.
Kendini beklediğimden hızlı geliştiren Chrome, beta olmaktan çıktıktan sonra oturup RSS sorununa da bir çözüm getirmiş sonunda. Çok yakında güncellenen Chrome'larımız ile bu özelliğe kavuşacağız. RSS ile ilgili benim aklımdaki şey, çok güzel bir Google Reader entegrasyonuydu ancak aşağıdaki ekran görüntüsünden de görüyoruz ki böyle bir şey şimdilik olmayacak.
Chrome ile görüntülediğimiz RSS'lere sayfa başındaki kutucuk aracılığıyla kendi RSS okuyucumuz aracılığıyla üye olabiliyoruz. İlk etap için sadece popüler RSS okuyucu servisler desteklenecekmiş, zamanla daha fazla okuyucuyu desteklemeyi ise planlıyorlarmış.
Özellikler halen geliştirilme aşamasında ancak bizim kullanacağımız zamanın çok uzak olmadığını düşünüyorum.
Son olarak, Chrominium geliştirici sayfalarında bu tür gelişmeleri rahatlıkla takip edebileceğinizi, metin ve görsel olarak birçok kaynağa erişebileceğinizi söylemek isterim.
Ben henüz karşılaşamadım, ancak yakında hepimizin profilinde etkili olacaktır: bundan sonra Facebook üzerinden paylaşılan bağlantılara tıkladığımızda açılan sayfada, web sitesinin üstünde bir şerit şeklinde Facebook izlerini göreceğiz.
Bu izlerden kastım ise, Facebook'un oldukça işine yarayacak, kullanıcıların Facebook'da oluşturduğu içeriği fişekleyecek bir takım özellikler. Web sitesinin üzerine yerleşen şerit üzerinde, bu bağlantının kim tarafından paylaşıldığını, kaç adet yorum yapıldığını görebiliyor, dilerseniz sayfayı değiştirmeden yorum yapabiliyor, hatta bu bağlantıyı kendi Facebook profilinizde paylaşabiliyorsunuz.
Fikir güzel, özellikle Facebook adına. Kullanıcı olarak bize sağladığı ise paylaşılan bağlantıyla ilgili düşüncelerimizi dile getirmek için birkaç tık daha avantajlı olmamız.
Son zamanlarda büyük firmalarda dahil, Get Satisfaction logolu müşteri hizmetleri bölümlerine rastlamış olabilirsiniz. Müşteri hizmetleri, müşteri ilişkileri, müşteriyi dinlemek bir marka yaratmak adına oldukça önem verilmesi gereken olmazsa olmazlardan. Web sitelerinde ise müşteri hizmetleri bölümü yaratmak sade bir form olmaktan öteye gidemiyor.
Get Satisfaction, firmalara bunun için şahane bir çözüm öneriyor: sosyal müşteri hizmetleri servisi. Firmanıza veya web sitenize Get Satisfaction üzerinden bir hesap açarak müşteri veya kullanıcılarınızın sizin hakkınızdaki düşüncelerini ve belki sorunlarını burada paylaşmasını sağlayabilirsiniz. Size sorular veya düşünceler gelmeye başladığında siz veya ekibiniz anında site üzerinden kişiye cevap verebiliyorsunuz.
Bunun şu gibi faydaları olabilir. Her şeyden öte, kendi içinizde böylesine bir yapı üretmek için harcayacağınız maddi ve zaman giderlerinden kurtulmuş olursunuz. Ayrıca kullanıcılarınızın paylaştığı tüm düşünceler, diğer kullanıcılar tarafından da görüntülenebiliyor. Bu da demek oluyor ki, farklı kişiler aynı sorun için size ulaşmak yerine vakit kaybedeceğine aradıkları cevapları anında alabiliyorlar.
Get Satisfaction'un bir diğer artısı ise, markanıza bağımlı kişiler de sizi buradan takip ederek size ve sorun yaşayanlara yol gösterip, beraber fikir geliştirebiliyorlar.
Get Satisfaction'u kullanan ve takip eden firmalar arasında Twitter, Adobe ve Apple gibi devler de bulunuyor. Bu gibi firmaların çalışanları, firma profillerinde çalışan olarak göründükleri için, bu, markayı takip edenler için önemsendikleri izlenimi yaratıyor eminim ki.
Twshot'un yaratıcısı Angelabs'ın yeni projesi ideshot, kullanıcılara beğendikleri markalar hakkında öneri yapmaları imkanı sağlıyor. Artık, daima tercih ettiğiniz bir marka için keşke şöyle bir şey yapsalar diye içinizden geçirdiğinizde bunu duyurabileceğiniz bir platforma sahipsiniz.
ideshot, halen testlerini sürdürdükleri bir şekilde kapalı beta olarak yayında, çok az bir kullanıcı kitlesiyle hayatına başladı. Eminim ki zamanla markaların sözünü dinlediği, belki de markaların faydalı düşüncelerinden dolayı fikirlerini paylaşan kişilere teşekkürlerini hediye gibi yollarla iletebileceği güçlü bir platform olacak ideshot.com
ideshot'un benzeri gibi görünen sistemlerden farkı ise şikayet değil sadece önerileri kabul ediyor olması. Bu açıdan daha çok beyin fırtınası yapabileceğiniz zevkli bir ortam olarak düşünebilirsiniz.
Henüz test aşamasındaki ideshot'u siz de denemek isterseniz üye olurken Davetiye kodu alanına siberkultur yazmanız yeterli.
Bir site, sosyal servis. Son zamanlarda adından sıkça söz ettiriyor. Bu siteye:
Tahmin etmek çok da zor olmasa gerek bu dehşetle büyüyen sosyal ağı. Diğer istatistiki bilgilere buradan erişebilirsiniz.